Ara

⌘+K ile aç

Anasayfa
→ Tüm Sayılar
2025
36. Sayı 35. Sayı 34. Sayı 33. Sayı 32. Sayı
2024
31. Sayı 30. Sayı 29. Sayı 28. Sayı 27. Sayı 26. Sayı
2023
25. Sayı 23. Sayı 22. Sayı 21. Sayı
2022
24. Sayı 20. Sayı 19. Sayı
RAF Online Sanat Köşesi Yazarlarımız İletişim
Denemeler

Sevinç B. Sağar · 22. Sayı · 2 dk okuma · 8
Camı çatlamış kol saatine baktı, yediyi çeyrek geçiyordu. Olayın üstünden yaklaşık iki dakika geçmişti. Yanındaki koltuğa sertçe oturdu, rahat edemedi kalktı dolaşmaya başladı

Camı çatlamış kol saatine baktı, yediyi çeyrek geçiyordu. Olayın üstünden yaklaşık iki dakika geçmişti. Yanındaki koltuğa sertçe oturdu, rahat edemedi kalktı dolaşmaya başladı. Bir anda nasıl da değişebiliyordu her şey. İnsan istediği ve istemediği şeyleri her zaman net bir çizgiyle ayıramıyor muydu? Bir şeyi istememeyi istediğimizde, kendimizle olan çatışmamızdan kazanan olarak çıkmamız mümkün müydü? Az ilerideki koltuğa oturdu. Tekrar saatine baktı, saatler geçmişti ama saati ilerlemiyordu.

Ayrımlarla dolmuştu yolu. Yıllar içerisinde verdiği tüm kararlar yine ve yine aynı yere getirip durmuştu onu. Başlangıçları birbirlerinden kilometrelerce uzakta olsa da her seferinde dalga geçer gibi tam olarak aynı yere çıkan yollar... Ne yaparsa yapsın dönüp dolaşıp aynı yere
geldiğini, bir daire çizip durduğunu fark ettiğinde artık çok geçti. Tekrar kalktı, odayı arşınlamaya koyuldu. En başa dönmek gibi bir ihtimali yoktu artık, sinek bir kere takılmıştı ağa. Kurtulmak için bazı şeyler feda edilmeliydi. Neyse ki örümceğin ağında bir yem olduğundan henüz haberi yoktu. Sakince çıkmalıydı bu bozuk yollu, ağlarla dolu haritadaki yerinden. Ama geçen bunca zaman ve verilen onca karar, her ne kadar yolların sonu pişmanlık olsa da alışkanlık hâline gelmişti artık. Debelendikçe batmıştı, hem çıkmak istiyordu hem de o tatlı alışılmışlık hissi bu isteği reddediyordu.

Kendisine yüz yıl önce gibi gelen hâlbuki beş dakika önce yaşanmış olan olay da farklı bir yolun bilindik sonuydu. Çabaları sürekli boşa gidiyor, mutlak bir umutsuzluğa sürüklüyordu onu. Savaştığı kişi kendisiydi, her savaşta hem kazanıyor hem de kaybediyordu. Tıpkı az önce olduğu gibi... Bu haritadaki yerinden feragat etmeliydi, kendine yeni bir harita çizmeli, içine barış, anlayış, sevgi, bolca gülümseme ve umut koymalıydı. Alışılmış ve hep aynı yere çıkan yolları bir bir yıkıp, sevdiği yerlere ilerleyebildiği bir rota çizmeliydi yeni haritasında. İlk oturduğu koltuğa geri döndü, tekrar oturdu. Ne yapmasını gerektiğini biliyordu, bununla birlikte, yapamayacağını da...

Paylaş