Ara

⌘+K ile aç

Anasayfa
→ Tüm Sayılar
2025
36. Sayı 35. Sayı 34. Sayı 33. Sayı 32. Sayı
2024
31. Sayı 30. Sayı 29. Sayı 28. Sayı 27. Sayı 26. Sayı
2023
25. Sayı 23. Sayı 22. Sayı 21. Sayı
2022
24. Sayı 20. Sayı 19. Sayı
RAF Online Sanat Köşesi Yazarlarımız İletişim
Şiirhane

Yol

Umut Çoban · 31. Sayı · 2 dk okuma · 4
Ufukta bir liman yok. Savrulacak ruhun elbet bu sebepten, yabancısı olduğun kaldırımlar üstünde

Ufukta bir liman yok 

Savrulacak ruhun elbet bu sebepten

Yabancısı olduğun kaldırımlar üstünde

Diri, damarlarına sığmayan toyluğun 

Okyanusta bir cesedin cildi misali yedi katından sıyrılacak

Alnından akan ter, tozuna karışacak bir daha geçmeyeceğin sokakların

Bir kambur sırtında eğecek boynunu

O ki safi vicdan, safi kibirden

Belki sevda, belki kayıp, belki ölüm

Bir tokat zerk olacak yüzünde hakikatin elinden

 

Yaratan rahmindeki yaradılışla gösterecek sana yabancı bildiğini

Bu kusur, kusur mu demeli şayet?

Bu olgunlaşmamış varlık; reddiyesi imanın

Tanrının gölgesi üstünde kök salmış bir yalnızlık

Kara bir muska gibi asılacak boynuna ansızın

Akıbeti, takvim kağıtlarına yazılmış

 

Doğru olmak

Doğru yolda olmak yitirecek kıymetini

Bir sokak köpeğinden hallice viranlarda uyutacaksın zihnini

Toz içinde paçaların, kabuk tutmuş ellerinde son hasadın meyveleri

Bir bıçkı yorgun düşmüş belinde asılı durmaktan

Yırtılmak üzeredir urgandan kemerin

Unutacaksın hangi izin, hangi yaradan kalma

Kibrini pirinçten bir kâsede eriteceksin yürüdüğün her yolda 

Kemerin düşecek, gevşeyecek belin

Ruhunu sarmak isteyecek urgan

Bir zaman, sahip olduğun her beden çevirecek seni kapısından

Katrana bulanmış kelimeler sarf edeceksin

Bozulacak nice yıllar sevda sözleri söylemiş dilin

Yol, sana vedayı feyz edecek

Tren garlarında üfleyeceksin ciğerini delen kokusunu hasretin

Gece, başının üstünde

Başın yerinde oldukça sığınacağın bir karanlık bahşediyor sana gökyüzü

Gözlerini devirmeden kurumuş salkımlar gibi

Doğruca bak felaketine, doğumundan beri sarmış olan varlığını

Avare dolaşmak bu yıkılmış beldesinde zamanın

Gidip gelmek sıcak tenler boyu avare

Yaşamak, yolda kaybolmaktır

Gökyüzündeki karanlık ardında kurtuluşun yok

Gölgeler, ardında kardeşçe gölgeler besliyor 

Sırtında Kâbil’in nefreti saplı bir hasta gibi

 

Bir liman yok

Savrulacak elbet ruhun bu sebepten

Yaşayan hiçbir şehri konağı bilmeden 

İnzal bellemek beşerin ayağı değmiş her karış toprağı

Yürüdükçe ağırlaşırken silkinip kütlesinden varlığının

Yolda olmak, yok olmaktır     

Paylaş