Ara

⌘+K ile aç

Anasayfa
→ Tüm Sayılar
2025
36. Sayı 35. Sayı 34. Sayı 33. Sayı 32. Sayı
2024
31. Sayı 30. Sayı 29. Sayı 28. Sayı 27. Sayı 26. Sayı
2023
25. Sayı 23. Sayı 22. Sayı 21. Sayı
2022
24. Sayı 20. Sayı 19. Sayı
RAF Online Sanat Köşesi Yazarlarımız İletişim
Kitaplık

Körlük

Süveyda Güleç · 1. Sayı · 2 dk okuma · 8
Sonradan kör olmadık biz, zaten kördük diyor, kitabımızın Portekizli yazarı José Saramago Körlük kitabında. 1995 yılında yazdığı bu roman, bir anda ortaya çıkan beyaz körlüğün salgına dönüşerek yayılmasını konu alıyor

"Sonradan kör olmadık biz, zaten kördük" diyor, kitabımızın Portekizli yazarı José Saramago Körlük kitabında. 1995 yılında yazdığı bu roman, bir anda ortaya çıkan beyaz körlüğün salgına dönüşerek yayılmasını konu alıyor.

Her yönüyle bizi içinde bulunduğumuz koşulları sorgulamaya iten kitap, salgın senaryolarına maruz kaldığımız şu günlerde okunduğunda belki de çok farklı anlamlar çıkarabileceğimiz bir post-apokaliptik roman.

Saramago, diğer kitaplarında da değindiği fakat bu romanıyla bize zirveyi gösterdiği, insan irkının düşebileceği (düştüğü) en uç noktayı, hayvaniliği, ve bundan doğabilecek sorunları gerçekçi bir dille ele almış. Ayrıca kitabın 2008 ve 2014 yapımı iki ayrı filmi bulunmakta.

Kitapta yazar, “Göz belki de insan bedeninin içinde hâlâ bir ruh barındıran tek uzvudur" diyerek bizleri körlüğümüzü sorgulamaya itiyor. Peki ya gözün sonsuz bir beyazlığa boyanmasıyla başlayan ruhsuzluk hali? Görmekten yoksun, empati yapmaktan aciz ruhumuz kendini hapsettiği yerden, ancak kendine acımaya başlamayacak mı? Dünyadan elini eteğini çekmiş, kaybedcceği hiçbir şey kalmamış her insan gibi o derin uykunun gelip çatacağı günü beklemeye durmayacak mı? Yaşarken kör olmuştur zaten, ölürken kör olmaktan korkmayacak, yalnızca bunu kendine saygısı devam ettiği ölçüde uzak kılmaya çalışacak.

Hepimiz körüz biraz. Az çok, eksik fazla, ama körüz. Alışkınız kötülüğün her türlüsüne gözümüzü kapatmaya, sağır taklidi yapmaya. Yıllarca karşımıza çıkan kıtlık, afet, sürgün haberleri karşısında hangimiz ses verebildik cesurca?

"Yalnız vadesi dolanlar ölür başkası değil." demiş yazar. Peki ya içimizdeki insanlık? Yaşayışımız bir hayvandan farksızsa; ahlaktan, yasadan, nizamdan nasibimiz kalmamışsa, ölmüş sayılmaz mıyız en azından yarı yarıya? Oysa yarı yarıya yaşıyor da sayılırız böyle bir durumda. Karmaşa, açlık, sefalet, pislik. İnsan demeye bin şahit bedenler, cesetler, körler... Fakat nefes alan, fakat nefes veren! Demek hala umut var bir gün yeniden doğmaya!

Kaldıysa eğer içimizde geleceğin güzelliğine dair bir tutam umut, tüm gücümüzle ona sarılmaktan başka yoktur ki çaremiz. Umudumuzu kaybetmeye değmez, hiçbir felaket. Cesur olun dostlarım ve çok okuyun! Bir gün hep beraber yeniden doğacağız!

Paylaş