Ara
⌘+K ile aç
Örülmüş her ağın sonunda Kayıp harflerle adını yazdıran silik duvar durur karşımda
Bir saati aşkın süredir yoldaydı ama karnındaki sesler sanki saatlerdir aynı asfaltta gidiyormuş gibi hissettiriyordu. Açlık olduğ…
Pazar sabahının sessizliğinde sokakların arasından minibüs durağına doğru ilerliyordum. Elimdeki poşetin içinde renkli kartonlar v…
Günün ilk ışıkları, kollarını bir sevgili gibi dolamıştı Cihangir’in yokuşlu sokaklarına. Güneş, kirli benizli bir sonbaharı yırta…
Beni hiç uğurlamaya gelmediler. Gidip geldiğim onca şehir, yarıda kalan günler ve geçip gitmesini istemediğim anlar
Yağmur çiseliyordu. Sargısız yolculuklar evreni... Penceresinden gördüğü ve baktığı maviliğin evrimsel teorisi aklında bir soru iş…
“Bazen canım düşünmeden bir yolculuğa çıkmak istiyor.Hani tek ihtiyacım olan şey buymuş derler ya, tam olarak öyle hissediyorum.” …
Hissediyorum. Gitmeye hazır bedenimi mi yoksa haddinden fazla kalmanın mahcubiyetini yaşayan ruhumu mu, bilmiyorum. Ama hissediyor…
Aslında çiçekleri seviyordu. Lakin ev ahalisi Günzira gibi düşünmüyordu. Mesela küçük saksılardaki çiçekleri daha büyük saksılara …
Her şey bir ritim tutturmuş gidiyordu. Silecekler, sayıklamalar, yağmur… Ritimsiz bir karanlık. Öyle, dümdüz bir karanlığın içinde…
Yola çıkarken değil ama yoldayken aklım bir karış havada olurdu hep. Bu sefer öyle değildi. Gerçi artık hiçbir şey “öyle değil”