Mangaratiba
Günbatımından bir çıkmaz sokakta kaldı çocukluğum çocukluk.. bir kelebek, bir boyunbağı ve bir şiir.. Trenle karşılardı ölümün ısl…
Ara
⌘+K ile aç
Günbatımından bir çıkmaz sokakta kaldı çocukluğum çocukluk.. bir kelebek, bir boyunbağı ve bir şiir.. Trenle karşılardı ölümün ısl…
Ömrüm iki zamandan oluşur benim son ve ilk bahar birinde öldüm, diğerinde yeniden doğdum fazlası yok, ne kışı gördüm ne yazı bu yü…
Sarhoş olmadan yazılan şiirler hiç yok mudur? Şarap içmeden sarhoş olanlara... Bir dalgalı deniz vakti hava akşam akşam, gidilecek…
Tarihe bir şimdi gerek.. Geçecek seneler gibi, bir tarla boyunca kuşlar önümden, üzeri yorgun yorganlarla örtülmüş, kışlar ömrümde…
Eylemsel bir gerçekliği yok ellerinin, uzakta öylece duruyorlar, sakince öyle de güzel
hep bir dağ, nasıl da homurtusuyla, orman yalnızlığı, açılması gereken suç gibiydi içimizdekiler
Yanıyorum Tanrım cehennem bu mu? Pişmanlıklar, vazgeçişler... Ezilsin, üstüne bastığım dünya
Yine kalmışız gece ile baş başa oysaki herkes evde, beş kişiyiz. Su sağımda, ekmek solumda duruyor. Çok mu tuzlu yedim ki boğazıma…
Belki de düğüm düğüm olması bu yüzden gözyaşlarımızın içimizde bir yerlerde bildiğimizden hep insan, yine kendine
Ah İstanbul seni bekler! Vapurlarda martılar simit atmanı, Galata’da manzaraya bakmanı bekler Beyoğlu. Ben beklemem... Ama İstanbu…
Uykusuz gecelerimin serzenişleri beni kardan aydınlık sabahlara uyandıracaktı, biliyordum. Hissediyordum. Ki zaten mensubu olduğum…
Bir ışık doğar şenlenir evim, yurdum bahar kokularından zemzem içeriz yudum yudum sancılanır o ocak