Yolcu
Uzun yolculukların insanıyım ben, yükünü yüreğinde taşıyan. Susmuşluklarım var heybemde bir de yenilgilerim
Ara
⌘+K ile aç
Uzun yolculukların insanıyım ben, yükünü yüreğinde taşıyan. Susmuşluklarım var heybemde bir de yenilgilerim
Bedenimi terk etmek istiyorum gökyüzünden birileri çağırıyor beni masmavi aydınlıklar vadediyor cezbedici geliyor kulaklarıma
Bir gün olur da gelirsen ellerinde yaralar, dizlerinde izler tekrar bana seni seviyorum dersen
Sonsuz kere rüzgar sonsuz kere ayaz aydınlık bir kere gülmüştü yüzüme yüzünde açılan karanfillerle sonsuz kere sonsuz karanlık şim…
Bak bir çocuk ve Allah görüyor bir doğumun öncesinde rakam ve harflerin ötesinde suç kılındı bilinen
Uzun bir göç hikâyesi turnalar da gitti kapıda kara kış… Buz kesti yine yüreğim üşür fakir
Çağrılmadım, avuç içlerimdeki kan toplarını iğneleyen sarmaş dolaş hallerimden. Karışılmadım, kızaran sözlerimden. Dolamadım kendi…
Şimdi bir akşamdır sırtımı dayadığım kubbelerini kuşların ağzından çalan yitik flüt ülkesi düşleri kırmızı ayrılığın ahenginde boz…
Şenliği bol bir cehennem denk geldiğimiz çağ her günümüz birbirinden ziyan, huzurdan muaf havası, suyu, toprağı eskisi gibi değil …
Pervasız bazı odalar, geçmişten fazlasını isteyen ben, önümdeki toprağı tonla ezesim var, yarından bugünden ve harelerden
Bak hayattasın, nefes alıyorsun, görüyor musun? Ölmedin. Öldüremediler seni kelimeleri, bakışları, sözleri
İkimiz tek kişilik bir sevgiye yetmedik yetemedi kanatları kafiyelerimin gözle görülmeyen mesafelerini aşarken bir uçtan bir ucuna…