Ara

⌘+K ile aç

Anasayfa
→ Tüm Sayılar
2025
36. Sayı 35. Sayı 34. Sayı 33. Sayı 32. Sayı
2024
31. Sayı 30. Sayı 29. Sayı 28. Sayı 27. Sayı 26. Sayı
2023
25. Sayı 23. Sayı 22. Sayı 21. Sayı
2022
24. Sayı 20. Sayı 19. Sayı
RAF Online Sanat Köşesi Yazarlarımız İletişim
Röportaj

Ayşe Kulin ile Röportaj

Raf Dergi Ekibi · 34. Sayı · 5 dk okuma · 6
Sevgili Ayşe Kulin… Türk edebiyatının güçlü kalemi, milyonların hikâyelerinde kendini bulduğu bir yazar. Adı: Aylin ile gönüllere dokunup unutulmaz bir iz bırakan, eserlerinde sade ama etkileyici üslubuyla her yaştan okuru peşinden sürükleyen bir edebiyat duayeni

Sevgili Ayşe Kulin… Türk edebiyatının güçlü kalemi, milyonların hikâyelerinde kendini bulduğu bir yazar. Adı: Aylin ile gönüllere dokunup unutulmaz bir iz bırakan, eserlerinde sade ama etkileyici üslubuyla her yaştan okuru peşinden sürükleyen bir edebiyat duayeni. Onun

kaleminden çıkan her hikâye, sadece bir roman değil; tarihten, insanlık hallerinden, umut ve direnişten bir parça. Bugün, Ayşe Kulin’le edebiyatın, hayatın ve hikâyelerin derinliklerine inmek için bir aradayız. Böylesine ilham verici bir isimle sohbet etme fırsatını bulmak,

kelimelerle anlatılamayacak bir heyecan!


1. Gazetecilikten edebiyata uzanan yolculuğunuzda sizi en çok şekillendiren dönüm noktası neydi? Bu süreçte kendinizi nasıl yeniden keşfettiniz?

Gazetecilik yaptım demeyi sevmiyorum çünkü ömürlerini bu dala adamış kişilere ve yaptıkları haberlerle özgürlüklerini riske atanlara büyük haksızlık olur. Benim gazeteciliğim şöyle; roman dalında isim yapınca, gazetelerden bana köşe yazıları yazmam için teklifler geldi. Radikal, Güneş, Günaydın, Milliyet, Cumhuriyet gazetelerinde köşe yazarlığı yaptım. Sizi işe alan kadrolar yerlerini başkakadrolara bırakınca haliyle işinize son veriliyor. Elini taşın altına sokan ve cesaretle doğruları arayan bir kalem olabilmeyi çok isterdim ama hiçbir gazetede uzun süreli kalamayınca, ben de edebiyat dünyasında kalıcı olmaya karar verdim.


2. Çevrenizde her şeye ulaşabileceğiniz bir ortamda büyümenize rağmen roman yazmaya geç başlamanız bilinçli bir tercih miydi, yoksa hayat mı sizi yazarlığa daha sonra hazırladı? Bu süreçte yazma tutkunuzu besleyen anlar, kişiler ya da olaylar nelerdi?

Ben üniversitemi bitirmeyi amaç edinmişken hayat beni yirmi yaşımda anne yaptı. On bir ay ara ile doğan iki oğlum, üniversiteyi gerçekleşmeyen hayal haline getirdi ama evliliğimi sürdürmeme de yetmediler. Anlaşamadığım insanlarla aynı odada dahi bulunmayı sevmem, nerde kalmış müşterek hayatı sürdürmek. Çocuklarım iki ve üç yaşlarına, geri döndüğüm baba evimde bastılar. Üniversite

hayal olmaya devam etti çünkü prensip olarak ayrıldığım eşlerimden nafaka kabul etmediğimden çalışmam gerekiyordu. Baba evimde olduğum için çocukları gündüzleri anneme teslim edip çalışmaya başladım. Yaptığım işlerin arasında çeviri yapmak, ilk otomobil dergisinin yazı ve mizanpajını hazırlamak, bir resim galerisinde idarecilik yapmak gibi çeşitli işler vardır...


3. Bir hikâyeyi kaleme almaya karar verdiğinizde hangi an ya da duygu “artık zamanı” dedirtir? Hikâyelerinizi yazmadan önce uzun süre zihninizde taşıdığınız doğru mu?

Eğer yazacağım kitap bir biyografi ise yazdığım kişinin yaşadığı yılların sosyal ortamını da bilmem gerekir. Geçmişte yaşanmış gerçek bir olayı anlatıyorsam (Her Yerde Kan Var veya Sevdalinka gibi) olayın geçtiği yılı ve yeri ayrıntılarıyla öğrenmeden yazamam. Artık tarih dersi eğitim sisteminden kaldırıldı. Okurlarımın tarihe dair öğrenecekleri benim roman sayfalarıma rastlayacaksa, onlara doğruyu sunmak benim sorumluluğuma giriyor. Tamamen kurgu öykülerde ise ben ilk cümleye başlarım, gerisi kendiliğinden gelir. Sadece 4 Gün 3 Gece baştan sona kafamın içindeydi.


4. Kitaplarınızda sık sık tarihten kesitlere rastlıyoruz. Bu sizi tarihin bir anlatıcısı gibi hissettiriyor mu, yoksa bu bir yazarın omuzlarındaki bir sorumluluk mu?

Yazarlar tarih öğretmeni değiller elbette ama “Veda” ve “Kanadı Kırık Kuşlar” gibi dönem romanlarında zamanın ruhunu yaşatmak yazarın görevidir. “Her Yerde Kan Var” adlı kitapta yazı dilimi de Saray lisanına uydurmam gerekti ki anlattığım hikâye

yerine otursun. 19 Yüzyılın insanını bugünün Türkçesiyle konuşturamazsınız.


5. Aşk, eserlerinizde her zaman güçlü bir tema oldu. Aşkın tarifi Ayşe Kulin için nedir? Sadece bir duygu mu, yoksa daha derin bir anlamı mı var?

Bence her aşkı, onu yaşayan kişilerin özellikleri belirler. Dünyanın hangi bölgesinde, kaç yaşında insanlar arasında gerçekleşiyor? Yasak aşk mı? İlk aşk mı? Olgun yaş aşkı mı? kavuşamayanların tasavvurlarından ibaret bir aşk mı? Tamamen cinselliğe dayanan bir tutku mu? Her aşkın tarifi ancak o aşkı yaşamakta olan kişilerin duygularında gizlidir. Bir butikte bedenimize uygun elbise gibi seçemiyoruz ki aşkımızı.


6. Okuyucularınızdan aldığınız en unutulmaz geri dönüş neydi? Bir kitabınızın birinin hayatını değiştirdiğini hissettiniz mi?

Türkan Saylan’la tanışmama vesile olan, ÇYDD’nin okula ulaşamayan yoksul köy kızlarını okulla buluşturma projesi için yazdığım “Kardelenler” kitabı benim için bir kitaptan çok fazlasıdır. Kızları okutma projesini tanıtan bu kitap, kırsalda yaşayan pek

çok kızın hayatını değiştirdi. Yurdumuzun tüm kızlarını çağdaş akılla ve eğitimle buluşturabileydik, hayatlarındaki kadınları kolayca öldüren erkekler bugün kentlerde ve köylerde fink atmazlardı. Bilinç ve insaf sahibi olurlardı. İftiradan, yalandan, uyuşturucudan uzak dururlar, duygularını kontrol altında tutarlardı.


7. Yayımlanan son kitabınız: “Kalemimle Kırk Sene” sadece kırk yıllık bir yazarlık serüveninizi değil, aynı zamanda okuyucularınızla paylaştığınız çok özel bir arşiv niteliğinde. Bu kitap hazırlanırken geçmişe dönüp baktığınızda sizi en çok etkileyen ya da duygulandıran bir anınız var mı, bizimle paylaşır mısınız?

Söz konusu kitap değerli yayıncılarımın bana bir armağanıdır. O kitaba benim katkım çok az. Beni kitap hakkında en çok etkileyen nokta, çok satmayacak bir kitabın hiçbir masraftan kaçınmayarak en güzel şekilde basılması oldu. Kendimi böyle bir yayınevinin yazarı olduğum için gerçekten çok şanslı hissettim. Yayınevime bir kere de buradan teşekkürlerimi sunmuş olayım.


8. Yeni projeleriniz ya da üzerinde çalıştığınız bir kitap var mı? Biraz ipucu verir misiniz? Ayrıca, yazmaya ilgi duyanlara ve hayallerinin peşinden gitmek isteyenlere vermek istediğiniz bir tavsiye var mı?

Elimde, son kitabımı teslim ettiğim günden beri çalışmakta olduğum bir iş var. Bu kitabı yazmamı yayıncım Faruk Bey arzu etti. Ben o konuda yazılmış çok kitap var diye itiraz ettim, o ısrar etti de etti. “Kalemimle Kırk Sene”yi basmış yayıncımı

kıramadım. Sağlığım el verirse bu kitabı Kasım ayında İstanbul Fuarı’na yetiştirmeyi umuyorum. “Bir Bunağın Hatıra Defteri”nden önceki son kitabım olacak.


Bu güzel sohbet için size yürekten teşekkür ediyoruz. Sadece kaleminizle değil, samimiyetinizle de bizlere ilham verdiniz. Hikâyelerinizde kendimizi bulduk, kimi zaman güldük, kimi zaman derin düşüncelere daldık. Yeni eserlerinizi heyecanla bekliyor, yolunuzun hep ilham dolu olmasını diliyoruz. Sizi ve kaleminizi takip etmeye devam edeceğiz.

Paylaş