Memleketim
Uzaklardan geldim, yorgun uykusuz. Sana hasret sana vurgun, kilometreleri bir bir eksilttim yollardan. Senden doğan güneşe yaklaşt…
Ara
⌘+K ile aç
Uzaklardan geldim, yorgun uykusuz. Sana hasret sana vurgun, kilometreleri bir bir eksilttim yollardan. Senden doğan güneşe yaklaşt…
Her vazgeçiş seni andırır bana. Sakin bir rıhtımda, ayakları yere basan sorularla, kalakalacaktı içimdeki nefes
Bir resmim var bende saklı... Bir resmim ve içinde dünya. Beni güneşten parça yapamadı annem. Çok parçam oldu, sadece soğuk
Hasretlikler birikmiş! Bulut bulut, topak topak... Hikayesiydi bu mülteci kuşların, divitle göğe yazılı
Mehtap vurur havuzun, en gizemli yerinden. Göremiyorum susun, kokular diken diken. Buza dönen bir yanış, kurulanan ıslanış
bi’ serin akşam, o liman .. sonsuzluğuna ikna olduğu zaman, “nihayet” dedi, mutlu olabilirdi, “peri masalı değilmiş, ıstırap kader…
Sana hissettiğim duyguların kokuları hatalarımdan geliyor. Karşı konulmaz bir eylem olarak da gözyaşı, artık haberdar içe doğru ak…
Şimdi değilse ne zaman? Yağmurun yağışı, Bebenin doğuşu ne zaman? Bir bulut küsmüş düşünebiliyor musun? Bırakmış yağmuru arkasında
Yavaş yavaş başlıyor yine yaprak dökümü, ağaçlar bir bir atıyor üzerinden umutları, doğa bir anlam vermeye çalışıyor hayata, hüzün…
Gülümsüyor ayrılık bir ay gibi. Kaderim suskun, yüreğim suskun. Gökyüzüne uzanan dağlardan kar yağıyor bahtımın üstüne
Maziden atiye zaman akıyor, kuzda pusmuş bir ölüm, çığlıktan az geride çaresiz bir ayrılık bırakırken deride, nafile ki bu fani ac…
Aslında mecalim yok... Üzerine düşülecek bir fikrim, yazılacak birkaç satırım, danışılacak bir aklım, yöneleceğim bir yolum